Allaha Iman

ALLAHA İMAN

allaha iman,allaha iman ile ilgili ayetler,allaha iman nedir,allaha iman ile ilgili 10 ayet meali,allaha iman ayetler,allah'a iman ayet meali,allah'a iman etmekle ilgili ayetler,allah'a iman etmenin insana faydalari,allah'a ve ahiret gününe iman,allah'a iman hikayeleri,


Allahü tealaya iman



Allah, bütün varlıkları yoktan var edip yaratan, yöneten, dilediği gibi yönlendiren ve bütün âlemlerin­ tek egemeni olan Yüce Rabbimizin özel is-midir. Bu nedenle Allah’tan başka hiçbir varlığa bu isim verilemez ve çoğul olarak kullanılamaz.

 

Çeşitli dillerdeki ilâh, tanrı, hüda, dieu, gott, bog ve god gibi kelimeler, Allah ismi ile eş anlam­da olmadığı için bunlar çoğul olarak kullanılabilir. Örneğin, tanrılar denilebilir, ancak ibâdet niyeti ile tanrı tanrı diye zikir edilemez.

 

Îmanın temel ilkesi Allah’ın varlığına, birliğine ve O’ndan başka ilâh olmadığına kalben inanmak ve dil ile “Lâ ilâhe illâllah” demektir.

 

Allah’ın varlığına, birliğine ve O’ndan başka ilâh olmadığına kalben ina-nan ve dili ile Lâ ilâhe illâllah diyene mü’min denir. İşte varlıkların en hayır-lısı bunlardır ve cennet bunlar için yaratılmıştır.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Îman edip sâlih amel işleyen (Allah’ın emirleri doğrultusunda ya-şayan) lar, işte onlar varlıkla­rın en hayırlısıdır. Rableri katında onların mükâfatları, altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli­ kalacakları Adn cennetleridir. (Beyyine - 7 -

Kalben inanmadığı halde dili ile “Lâ ilâhe illâllah” diyen ve gizlice din düşmanlarını destekleyenlere münafık denir. İki yüzlü olan münafıklar, ce-hennemin en aşağı tabakasına atılacaklardır.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Kesinlikle münafıklar, cehennemin en alt tabakasındadırlar. (Nisâ - 145)

 

Kalben inanmayan ve dili ile de açıkça Allah’ı inkâr edenlere kâfir de-nir. Allah’ı inkâr etmemekle­ birlikte, Allah’tan başka varlıkları putlaştırıp, on-ları Allah’a ortak koşanlara da müşrik denir. İşte varlıkların en şerlisi kâfirler ve müşriklerdir ve cehennem de bunlar için yaratılmıştır.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Ehl-i kitab (yahudi ve hıristiyanlar) dan ve müşriklerden olan inkârcılar, içinde sürekli kalacakları­ cehennem ateşindedirler. İşte varlıkların en şerlisi onlardır. (Beyyine - 6)

 

İslâm hukukuna göre ateistler gibi Allah’ı inkâr edenlere kâfir, Allah’ı inkâr etmemekle birlikte bazı varlıkları kutsallaştırıp putlaştıran ve onların anısına dikilen heykellerin önünde saygı duruşu adı altında tapınanlara ve onların izinden gidenlere de müşrik denir.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Allah, kesinlikle kendisine şirk (ortak) koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları ise dilediği kimseler için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, (haktan) uzak sapıklıklara düşmüştür­. (Nisâ - 116)

 

Bir damla sudan yaratılan, dokuz ay döl yatağında yatan ve ölünce çü-rüyüp kokuşmuş leşe dönü­şecek olan insanları kutsallaştırıp putlaştırmak ve onların anısına dikilen heykellerin önünde tören ya da saygı duruşu adı altında tapınmak, gerçekte akıl, mantık ve sağduyu ile bağdaşmamaktadır.

 

Göklerin ve yerin tek egemeni olan Allah bir’dir. O’ndan başka ilâh yok-tur. Ana karnındaki yavru­yu gören, bilen ve rızkını veren O’dur. Hidrojen atomlarını helyum atomlarına dönüştürerek, güneşi yeryüzüne hayat ve enerji saçan nükleer santrale dönüştüren O’dur. Dünyayı, ayı, güneşi ve yıldızları yaratan, yörüngelerine oturtan ve onları çekim kanununa boyun eğdiren O’dur.

 

Evreni yaratan ve birbirinden milyonlarca ışık yılı uzaktaki trilyonlar-ca yıldızlarla donatan O’dur. Hücreyi, hücrenin çekirdeğini ve çekirdekteki kromozomları, genleri ve DNA moleküllerini yarat­an ve genlere canlıların kalıtsal kişiliklerini yerleştiren O’dur.

 

Denge, düzen, çekim, kimya, fizik, biyoloji ve üreme gibi evrensel ka-nunları koyan ve bütün varlıkları bu evrensel kanunlara boyun eğdiren O’dur.

Yüce Allah buyuruyor:

 

İşte! Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka ilâh yoktur. Her şeyi yaratan O’ dur. O halde (yalnızca) O’na kulluk edin, O her şeye vekil-

 

dir. (Enâm - 102)

 

Ey insan! Sapık rejimlerin ve sapık ideolojilerin savunucusu ve hatta lideri de olsan, lütfen uyan ve kendine gel! Hücre yığınlarından oluşan be-denine bak. Aya, güneşe ve yıldızlara bak. Evrendeki denge, düzen, uyum ve disipline bak ve ibret al!

 

Bilim ve teknolojide sıçrama yapsan da, uzaya çıksan da ve internet bağlantınla dünya ile ileti­şim kursan da, yaşlanmayı durduramaz, ölümü erteleyemez ve kaderi çizgini değiştiremezsin.

 

Sapık ideolojilere takılıp kalma, çıplaklığı çağdaşlık sanma, din kar-şıtı söylemlere aldanma, ölümü­ yok sayma ve seni bekleyen kara toprağı unutma!

Çağımızda hayâl olan bir yolculuk gelecek çağlarda gerçekleşse, ast-ronotlar ve bilim adamları sa­niyede 300.000 km. hızla (ışık hızı ile) hare-ket eden bir araçla uzayda araştırmalar yapsalar, Samanyolu’nun sadece bir bölümünü araştırmaya bile ömürleri yetmez ve Samanyolu’ndan mil­ yonlarca ışık yılı uzaklıktaki dev galaksilere ulaşmak hiçbir zaman gerçek-leşmez.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Rabbinizin bağışlamasına ve müttekîler (Allah’tan korkanlar) için hazırlanmış, genişliği gökler­ ve yer kadar olan cennete koşuşun.

(Âl-i İmran - 133)

 

Yedi kat gökler (galaksiler) den sonra Sidre-i Münteha ve Sidre-i Münteha’dan sonra da cennet­ler âlemi başlar. Cennetler âleminde sekiz cennet vardır ve her cennetin genişliği, yedi kat gökler ve yer kadardır. Yani binlerce dev galaksinin kapsadığı alan kadardır.

 

Birbirinden belki de milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki sekiz cennetin kap-sadığı alanın boyutlarını düşünelim ve Lâ ilâhe illallah diye tecdîdi îman edelim (îmanımızı yenileyelim).

 

Ayrıca yedi kat gökleri, Sidre-i Münteha’yı, cennetleri ve bütün âlemleri kuşatan Arş’ın büyüklü­ğünü hayâl gücümüzle anlamaya çalışalım ve sonra,

 

Arş’ı, Kürsi’yi, Levh-i Mahfuz’u, cennetleri, cehennemleri, yedi kat gökleri, yeri ve bütün varlıkları yaratan, yöneten ve dilediği gibi yönlendi-

ren Yüce Allah’ın kudretini tefekkür edip, can-ı gönülden “Amentü billâh” (Allah’a inandım) ve “Allah birdir” diyelim.

 

Ya Melekler ve madde, madde ötesi âlemler!

 

İnsanlar yer çekimi ile hava basıncı arasında yaşama zorunluluğunda olduğu gibi, melekler de belirli makamlarında yaşam zorunluluğundadır. Bu nedenle melekler Allah’ın izni olmadan belirli makamlarından­ ayrılamaz, madde ve madde ötesi âlemlerde dilediği gibi dolaşamaz.

 

Yüce Allah buyuruyor:

 

Biz (melekler) ancak Rabbinin izni ile ineriz. (Meryem - 64)

 

Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Cebrâil’e karşı çok özlem duyuyor ve onun-la daha sık görüşmek isti­yordu. Bu isteğini Hz. Cebrâil’e bildirince bu âyet-i kerîme geldi ve Hz. Cebrâil “Rabbinin izni olma­dan biz melekler makamı-mızdan ayrılamayız” dedi.

 

Mîrac gecesinde sevgili Peygamberimize yedi kat gökleri gezdiren ve Sidre-i Münteha’ya kadar götüren Hz. Cebrâil, buradan bir adım ileri geçer-sem yanarım diye, Allah’ın izni olmadan makamını aşamayacağını, çünkü daha üst makamlardaki mânevî feyizlere dayanamayacağını bildirdi.

 

Değerli okurlarım!

 

Sadece dilimizle “Amentü billâh” (Allah’a îman ettim) demekle yetinmeye­lim ve îmanımızı ilme’l-yakîn derecesine çıkarmaya çalışalım. Çünkü îmanımız ilme’l-yakîn derece­sine ulaşınca yani bilimsel açıdan her çeşit kuşkulardan arınıp kesinlik kazanınca,

 

Dünyada yaşadığımız sürece ve ölürken şeytanlar vesvese verip bizi aldatamadığı gibi, sapık görüşlü­ insanlar da bizi aldatamaz ve Yüce Rabbi-mizin yolundan ayıramaz.

 

Ancak Yüce Allah’ın mülkü sonsuz ve sınırsız olduğu gibi, kuşkusuz Allah’a îman da sonsuz ve sınırsızdır. Bu nedenle Allah aşkıyla yanan bir mü’min, cezbe aracına binip yıllarca seyr-i sülük (mânevî yolculuk) yapsa ve mârifetullah’a erişip âriflerden olsa,

 

Allah’ın büyüklüğü ve azameti karşısında “Rabbim! Seni hakkıyla bi-lemedim” diye secdeye kapanıp “Sübhanallah” demekten başka, elinden ne gelir ki!

 

Mîrac gecesinde Sidre-i Münteha’da Hz. Cebrâil’i sollayan ve hiçbir peygamberin ulaşamadığı en yüce makamlara ulaşan sevgili Peygam-berimiz (s.a.v.) bile “Allah’ım! Seni hakkıyla bilemedim ya Ma’rûf!” diye mârifetullah’a doyamadığını vurgulamıştır.

Îmanları zayıf olduğu için Allah’tan gâfil olanlar ve aşırı derecede fâni dünyaya dalıp ölümü unu­tanlar, lütfen huzuru yanlış adreslerde aramasın-lar ve kendi geleceklerini karartmasınlar!

 

Çünkü dünyada ve âhirette huzurun, mutluluğun, ruhsal zevklerin ve mânevî feyizlerin tek kaynağı,­ Âmentü billâh mârifetullah’dır. Yani bilinçli olarak cân-ı gönülden Allah’a inanmaktır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

SİTE İÇİ ARAMA MOTORU
 
                               
FACEBOOK BEĞEN
 
Reklam
 
MOBİL UYGULAMAMIZ
 
İslam Hocası Mobil Uygulamasını Tıkla Ve İndir
AYLIK DİNİ SOHBET
 
MAKALENİ GÖNDER
 
Yazı Ve Makeleni Gönder Yayınlayalım
ONLİNE SAYAÇ
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
İslam Hocası Tıkla Ve İndir