Imami Safii Hayati

İmamı Şafi Hayatı
İMAM-I ŞAFİÎ HAYATI


Kendi adına izafeten Şafiî mezhebinin kurucusu olan İmam Şafiî'nin asıl adı Ebû Abdullah Muhammed b. İdris eş-Şâfiî el-Kuraşî'dir. Dört bü­yük mezheb İmamı arasında nesebinin Kureyş'e dayanmasıyla seçkin bir ye­re sahiptir. Büyük dedesi Safi, gençliğinde Rasûl-i Ekrem'e ulaşmıştır. Onun babası Saib de Bedir gazvesinde İslâmiyeti kabul etmiş muhterem bir sahabidir. Annesi ise, bir rivayete göre İmam Hüseyin hazretlerinin torunu Ab­dullah'ın kızı Fâtıma, diğer bir rivayete göre ise Ümmü Habibe-i Ezdiyye'dir.

Kaynakların belirttiğine göre İmam Şafiî, Hicrî 150/M.767 yılında Şam beldelerinden Gazze'de; diğer rivayetlere göre de Askalan veya Yemen'de doğmuş, yetim kalmış, daha iki yaşındayken annesi tarafından Mekke'ye götürülmüş, orada büyümüş, bir ara Medine'ye gitmiştir. 20 yaşlarında Mâlik b. Enes'ten, onun ölümüne kadar dersler almıştır. Şafiî daha sonra Yemen'de bir memuriyet aldı. Burada gizlice Zeydî İmamı Yahya b. Abdullah'a bi­at ettiği için, diğer Alevîlerle birlikte tutuklanarak Halife Harun Reşid'in yanına Rakka'ya götürüldüğü rivayet edilir. Ancak halife onu serbest bıraktı. Biri Hicrî 184 ve diğeri de 195 yıllarında olmak üzere iki defa Bağdat'a gitti ve toplam iki yıl orada kaldı. Buradan tekrar Mekke'ye geldi, iki yıl kaldık­tan sonra 199 yılında Mısır'a giderek Füstat bölgesine yerleşti.

İmam Şafiî, daha dokuz yaşındayken Kur'an-i Kerim'i hıfzetmiş, genç yaşlarda Mekke müftüsü Ebû Hâlid Müslim İbn Halid'den fıkıh dersleri al­mıştı. Biraz sonra İmam Mâlik'e ulaşarak ondan da fıkıh ve hadîs dersleri okudu. Daha sonra Irak'a giderek İmam Muhammed Şeybânî'den de fıkıh dersleri aldı ve Kitab el-Hücce gibi eserlerini burada yazdı. Bu sırada İmam Muhammed'in kitaplarını okumuş, onları istinsah ederek incelemişti. Süfyan İbn Uyeyne, Abdülaziz İbnü'l-Mâçişûn gibi bilginlerden de hadîs dersle­ri aldı.

İmam Şafiî yalnızca mevcut olan fıkıh malzemesini elden geçirmekle kal­mamış, fıkıh ilminin temellerini ve usullerini de araştırmıştır. İmam Şafiî bu yüzden Usûl-i Fıkh'ın kurucusu olarak kabul edilmektedir.

İmam Şafiî, çok genç yaşlardayken arap diline, şiir ve tarihine büyük bir vukûfiyet kazanmıştı. Bu bakımdan Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla anlamak ve ahkâmına güç yetirebilmek konusunda eşi az bulunur bir müctehiddi. Dolayısıyla İmam Şafiî kuvvetli bir müfessirdi. Bu büyük İmamın Kur'an âyet­lerinden ne kadar büyük bir itina ile ahkâmlar çıkarmış olduğuna “Kitâbü'1-Ümm” adlı kitabı tanıklık etmektedir.

İmamı Şafi Hayatı

İmam Şafiî, aynı zamanda büyük bir muhaddisti. Daha yirmi yaşınday­ken İmam Mâlik'in “Muvattâ”sını bütünüyle ezberlemiş, o büyük müctehidin huzuruna girince, kitabını baştan sona kadar ezberinden okumuş, gerek hıfzındaki kuvvet ve gerekse dilindeki fesahat ve talâkatle İmam Mâlik'in takdir ve teveccühlerini kazanmıştı. O, birçok muhaddislerle bir arada bu­lunmuş, özellikle bir bakıma öğrencisi ve bir bakıma da hocası olan İmam Ahmed İbn Hanbel ile hadîs-i şerif müzâkerelerinde bulunmuştur. Fakat za­manının büyük kısmını tedrise ve içtihada hasretmiş olduğu için, hadîs-i şe­riflere ait mahfûzâtı, başka bir kısım muhaddisler derecesinde olamamıştır. Hadislerin râvilerine ve kuvvet derecelerine hakkıyla vakıftı ve rivayetlerin­de bazı eksiklikler buludan hadisleri kullanmaktan şiddetle kaçınırdı.

İmam Ahmed b, Hanbel'in oğlu Abdullah şöyle demiştir: “Ben baba­ma Şafiî'nin nasıl bir insan olduğunu sordum. Çünkü ona çok dua ediyor­du. Babam dedi ki: Şafiî dünya için güneş ve insanlar için sağlık mesabesindedir. Bak, hiç bunların yerine geçecek bir şey var mıdır?”

İmam Şafiî hazretleri ictihadlarında Kur'an-ı Kerim'e, Hz. Peygambe­rin Sünnet'ine, îcmâ'a, sahabe-i kiramın sahih sözlerine ve kıyasa dayan­mıştır. Ashabın ihtilaflı sözlerini, istihsanı ve maslahat-ı mürseleyi birer delil olarak kabul etmemiştir. Şöyle ki: İmam Şafiî, fıkhî hükümleri önce Kur*an-ı Kerim'den çıkarmaya çalışırdı. Aradığı meseleyle ilgili olarak Kur'an'da bir delil bulamazsa Hadîs-i Şerife ve icmâa müracaat ederdi. Bunlarda da bir şey bulamazsa ashabı kiramın ittifak ettikleri sözlere başvururdu. Münker olmayan ve rivayetinde töhmeti gerektiren bir durum bulunmayan zayıf ha­disi ve mürsel hadîsi bile kıyastan daha üstün tutardı.

İmam Şafiî hazretleri, diğer mezheblerce kabul edilmiş olan “istihsan'ı da bir delil olarak kabul etmemiştir. Bilindiği gibi İhtihsan; hakkında nass bulunmayan meselelerde ve olaylarda zorluk ve maslahat dikkate alınarak ona göre hüküm vermekten ibarettir. Diğer mezheblerin birçok toplumsal olayın çözüme bağlanmasında bir hal çaresi olarak gördükleri istihsanı delil olarak kabul etmeyen İmam Şafiî: “îstihsan'da bulunmak isteyen, kendisinin sâri olmasını murad etmiş olur” demiştir.

İmam Şafiî'nin ictihad ettiği meseleler yeni mezheb ve eski mezheb ola­rak iki kısma ayrılmıştır. Onun Hicrî 195 yılında Bağdat'a gittiği vakit eski mezhebini neşrettiği görülür. Sonra Bağdat, Cezîre, Şam, Mısır gibi gezip dolaştığı yerlerde birçok büyük muhaddislerle karşılaşmış ve bir kısım sahih hadîsleri daha öğrenmiştir ki, bunları menfaatlerin celbi ve mefsedetlerin defi hususlarındaki bazı rey ve ictihadlarını tadil etmekte kullanarak Füstat'da yeni mezhebini neşretmiştir. Kısacası bu büyük İmam da, kendi ictihadlarına göre müstakil bir fıkhî mezheb meydana getirmiştir.

İmam Şafiî'nin başlıca eserleri şunlardır: Ahkâmü'l-Kur'an, Es-Sünen, Îhtilâfü'l-Hadîs, Er-Risâle fi'1-Usûl, EI-Mevâris, Kitâbü'1-Ümm, Müsnedü'ş-Şâfiî, Edebü'1-Kâdı, El-Eşribe, Fezâil-i Kureyş, Es-Sebku ver-Remy.

İmam Şafiî'nin mezhebi doğuda ve batıda yayılmış, milyonlarca müslüman kendisini İmam olarak kabul etmiş, hatta bilfiil ictihad gücünü ken­disinde taşıyan birçok büyük fakîhler bile onun açtığı ictihad yolunu takip etmişlerdir. Meşhur muhaddislerden Ebû Nuaym ve daha birçok kimseye göre: “Kureyş'in âlimi yeryüzünü ilimle dolduracaktır” hadîs-i şerifindeki “âlim'den muradın İmam Şâfıî olduğunu söylemişlerdir. Çünkü bu durum İmam Şafiî ile gerçekleşmiştir. Gerçi Kureyş'ten birçok âlim ortaya çıkmıştır, an­cak İslâm dünyasının her tarafında yaygın hale gelen bir mezhebin kurucu­su olmak şerefi İmam Şafiî'ye nasip olmuş ve yine onun yazdığı kitaplar büyük bir kabul görmüştür.

İmam Şafiî hazretleri Hicrî 204 (Milâdî: 819/820) yılında Mısır'da ve­fat etmişt






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

SİTE İÇİ ARAMA MOTORU
 
                               
FACEBOOK BEĞEN
 
Reklam
 
MOBİL UYGULAMAMIZ
 
İslam Hocası Mobil Uygulamasını Tıkla Ve İndir
AYLIK DİNİ SOHBET
 
MAKALENİ GÖNDER
 
Yazı Ve Makeleni Gönder Yayınlayalım
ONLİNE SAYAÇ
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=